20 Ekim 2017

MURAT YETKİN: MERAKLISI İÇİN ENTRİKALAR KİTABI

Kitap adı: Meraklısı İçin Entrikalar Kitabı
Yazar: Murat Yetkin
İlk yayınladığı sene: 2017

Yayınevi: Doğan Kitap (1. Baskı 2017)
Sayfa sayısı: 302
ISBN: 978-605-09-4646-8










Son 5.5 yıldır birlikte çalışma şansına sahip olduğum gazeteci Murat Yetkin'in bu kitabını yayınlandığı ilk gün elime aldım. İtiraf etmeliyim ki entrikalar ve komplo teorileri pek ilgi alanıma girmediği için, daha ziyade kendisini tanıdığımdan ve "kitabı nasıl buldun" diye sorduğunda "henüz okumadım" demek çok ayıp olacağını düşündüğümden, aynı gün kitaba başladım. Ayıp olur hissi olmasa, okunacak kitaplar kategorisinde uzun süre beklerdi. Ama iyi ki de elime almışım, çünkü elimden bırakamadan, bir solukta okudum bu yeni kitabı ve herkese de okumasını çok tavsiye ediyorum.

Bu kitap aslında, yazarın da ifade ettiği gibi, belgesel niteliğindeki öykülerden oluşuyor ya da öykü niteliği taşıyan bir belgesel diye diyebiliriz. 20 yüzyılın başlarından günümüze, ülkemizin ve içinde bulunduğumuz coğrafyanın dünyanın dört bir yanına dokunan entrika dolu casusluk hikayelerini ve bu hikayelerin, Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte, amacından sapmadan şekil değiştirişini belgelerle ortaya koyan bir eser.

Geçmişi okurken "nasıl da farketmemişler" diye eleştirirken kamuoyunu, kendi şahit olduğunuz dönemlerdeki olaylara gelince ve o olayları tüm farklı bağlantılarıyla sarih bir tablo olarak önünüzde görünce, açıkçası insan şiddetli bir şoka uğruyor ve geçmiştekileri eleştirdiğine pişman oluyor. Bu kitap, birbirinden çok farklı görünen ama aslında çok güçlü ve esasen çok da görünmez, farkedilmez nitelikte olmayan bağlarla birbirine bağlı olan olayları çok net ortaya koyuyor. Ne neden olmuş, ülkemizde neler neden yaşanmış ve biz neleri unutmuşuz, neleri görmezden gelmeyi tercih etmişiz, bütün bu soruların yanıtları, bu kitabın sayfalarında ilerledikçe bir tokat gibi yüzünüze çarpıyor.

Türkiye'yi, dünümüzde yaşanmışları, günümüzde yaşananları anlamaya biraz daha yaklaşmak adına, bu kitabı, yazarın da altını çizerek vurguladığı gibi, bu konuların meraklısı olan herkese çok tavsiye ediyorum. Bu kitabı okursak, belki geleceğin daha farklı olmasını sağlayacak farklı bir bakış açısı geliştirmenin ilk adımı da atmış oluruz, kimbilir...

13 Eylül 2017

KEMAL TAHİR: YORGUN SAVAŞÇI

Kitap adı: Yorgun Savaşçı
Yazar: Kemal Tahir
İlk yayınladığı sene: 1965

Yayınevi: İthaki Yayınları (7. Baskı 2013)
Sayfa sayısı: 538
ISBN: 978-975-273-160-8









"Vatanlarında vatansız kalanların, yeniden bir vatan kazanmak için ayaklanması"nı anlatan muhteşem bir roman Yorgun Savaşçı. Benim için Türk edebiyatının bir numaralı ismi olan Kemal Tahir'in bu romanı Osmanlı'nın Mondoros Mütarekesi'ni imzalamasından 1920'ye kadar olan dönemi anlatıyor.

Tabii ki bu bir roman, ama Kemal Tahir'in tüm eserlerinde olduğu gibi, tarihin tüm gerçekleri üzerine inşa edilmiş fiktif karakterlerle gerçek karakterleri gerçek olayların örgüsünde fiktif diyaloglar üzerinden buluşturan, yani gerçeklere dayanan bir roman.

Yorgun Savaşçı'yı okudukça, insan, bugünün hainleri karşısında daha az şaşırıyor... Yorgun Savaşçı'yı okudukça, insan, Mustafa Kemal Atatürk'e daha da hayran oluyor...  Yorgun Savaşçı'yı okudukça, insan, "vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin" ne demekmiş çok daha iyi anlıyor... Yorgun Savaşçı'yı okudukça, insan, bugün, mütareke yıllarının gerçeklerini kulaktan dolma yalanlarla çarpıtanları, Milli Mücadele'yi sulandırmaya kalkanları daha da tiksintiyle karşılıyor....

Umudunuz azaldıysa, Yorgun Savaşçı'yı okuyun... Çocuklarınıza Türkiye Cumhuriyeti'nin ne anlama geldiğini mi öğretmek istiyorsunuz, Yorgun Savaşçı'yı okutun.... Nur içinde yat Kemal Tahir, bize, unutmaya ne zaman yüz tutsak, ruhumuzda milli mücadeleyi yeniden yaşatacak bu eseri bıraktığın için.... 

15 Ağustos 2017

MURIEL SPARK: BAYAN JEAN BRODIE'NİN BAHARI

Kitap adı: Bayan Jean Brodie'nin Baharı
Orijinal adı: The Prime of Miss Jean Brodie
Yazar: Muriel Spark
Çevirmen: Püren Özgören
İlk yayınladığı sene: 1961

Yayınevi: Siren Yayınları (2. Baskı 2016)
Sayfa sayısı: 149
ISBN: 978-605-5903-41-1








İngiliz edebiyatının 1945'ten sonraki döneminin en iyi 50 yazarı arasında gösterilen İskoç Muriel Spark'ın adını hiç duymamış olmam yine benim ayıbım. Ama geç tanışmış olmak hiç tanışmamış olmaktan iyidir malum.

Bu geç tanışmayı borçlu olduğum kitap "Bayan Jean Brodie'nin Baharı", kitabın sunuşunda da yazıldığı gibi tuhaf ve bol katmanlı bir eser. Okurken bende, bir yandan çocukluğumun yaz günlerinin ayrılmaz parçası "Afacan Beşler" ve "Gizli Yediler" serilerinin suç ortaklığını diğer yandan Jane Austen'ın romantik heyecanlarını uyandıran bu kitap, aslında feminist bir başkaldırı, ya da feminist bir başkaldırının ilk adımları da diyebiliriz.

Birinci Dünya Savaşı çoktan sona ermiş, İkinci Dünya Savaşı'nı çıkartacak koşullar yavaş yavaş oluşmaktadır. Avrupa'da faşizmin ayak sesleri güçlü bir şekilde duyulmaktadır. İskoçya'nın Edinburgh kentinde ise, bu 1930'lu yıllarda, bir kız okulunda, öğretmenleri Bayan Brodie'nin kaçırılmış bir hayata anlam kazandırma çabalarının gölgesinde yetişen 6 genç kız vardır. İşte bu kitap, bu 6 genç kızın ve Bayan Brodie'nin yaşamında, zaman içinde bir ileri bir geri giderek okura o yılları anlatıyor; kadınlığı, faşizmi, disiplini, eğitimi, toplumsal baskıları, kıskançlıkları yeniden gözde geçirtiyor.

1969 senesinde sinemaya uyarlanan ve başrolü oynayan Maggie Smith'e en iyi kadın oyuncu Oscar'ını getiren bu romanı, yaz günlerinin hem keyifli hem de hüzünlü bir okuması olarak çok tavsiye ediyorum.

Bu kitabı satın almak için burayı tıklayınız

19 Temmuz 2017

STEFAN ZWEIG: GÖMÜLÜ ŞAMDAN

Kitap adı: Gömülü Şamdan
Orijinal adı: Der Begrabene Leuchter
Yazar: Stefan Zweig
Çevirmen: Regaip Minareci
İlk yayınladığı sene: 1937

Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları (5. Baslı 2017)
Sayfa sayısı: 110
ISBN: 9786053326168







Stefan Zweig'ın bu az bilinen eserine başladığımda, önceki Zweig deneyimlerime dayanarak, bir çırpıda, soluk soluğa okuyacağımı ve güzel bir edebiyat keyfi yaşarken, yepyeni şeyler öğreneceğimi biliyordum ve aynen de öyle oldu.

Yine tarihin söylence ile birbirine karışmış yaşantılarından yola çıkan bir eser "Gömülü Şamdan" ama çok büyük bir farkı var: yazarın Musevi kimliği çok öne çıkıyor burada. Aslında eserin yazıldığı tarihi, o dönem dünyayı kasıp kavuran ırkçılığı, Zweig'ı intihara sürükleyen boğucu ortamı düşündüğümüzde, aslında bu kitap, bir yandan da bir isyan çığlığı, bir manifesto ama tabii ki edebiyat ve tarihle yoğrulmuş bir manifesto.

Museviliğin kutsal şamdanı Menora'nın öyküsü var bu kitapta ama o öykünün etrafında esas ön plana çıkan, Musevilerin yüzyıllardır yaşadıklarının pek de dile gelmeyen bir yönü olan hisler... Ben kitabı okudukça, aslında bazı olaylara bakışım değişti... İsrail'in neden o toprakları işgal ettiğini tabii bilirdim de, neden halen bu konuda bu kadar sert, bu kadar katı, bu kadar tavize yanaşmaz olduğunu anladım örneğin... Neden Musevilerin bu kadar kapalı bir topluluk olduğunu, neden bulundukları ülkelerde çok önemli bir rol oynarken bu kadar geri planda kalma çabasında olduklarını anladım...

Stefan Zweig bu eserinde bir bilinmezle, ama umut dolu bir bilinmezle örülmüş bir son sunuyor okura. O umudu keşke içinde de muhafaza edebilseymiş, keşke insanlıktan ümidini kaybedip, yaşamına son vermeseymiş de, biz bugün çok daha fazla Zweig eseri okuyabilseymişiz... O zaman, gerçekten abartmıyorum, dünya daha güzel, daha farklı olabilirdi...

Bu kitabı (bunun lisan-ı münasibi yok maalesef), özellikle Musevilerden haz etmeyen kişilere tavsiye etmek istiyorum (evet, böyle insanlar var, bunu böyle açık açık okumak hoş olmayabilir ama var, biliyoruz). Çünkü, Musevi olmayana, Musevi olmanın nasıl bir his olduğunu ancak Zweig gibi usta bir kalem yaşatabilir insana ve belki o hissi deneyimlerlerse, bakış açıları değişir biraz ve Zweig'ın bu esere biçtiği umutlu son, o umudun gerçek yaşama yansımasıyla belki de başka bir anlamda gerçek olur....

Bu kitabı satın almak isterseniz burayı tıklayın





14 Temmuz 2017

ERNEST HEMINGWAY: ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR

Kitap adı: Çanlar Kimin İçin Çalıyor
Orijinal adı: For Whom The Bell Tolls
Yazar: Ernest Hemingway
Çevirmen: Erol Mutlu
İlk yayınladığı sene: 1940

Yayınevi: Bilgi Yayınevi (2015)
Sayfa sayısı: 496
ISBN: 9789752201699








İspanya İç Savaşı'nı merak etmemle başlayan yolculuğumun ilk durağı Ernest Hemingway'in "Çanlar Kimin İçin Çalıyor"u oldu. Her ne kadar, birey olarak pek sevmesem de Hemingway'i, bu dönemi anlamak için okumaya nereden başlasam sorusuna aldığım tüm cevaplar beni Hemingway'de buluşturunca, zaten yazar olarak da beğendiğim için, tereddütsüz elime aldım "Çanlar Kimin İçin Çalıyor"u...

Yazarın her zamanki sert, vurucu, realist bir şiirsellik içeren üslubu bu kitabında da çok belirgin. Kahramanın iç sesini hiç sıkmadan, hiç boğmadan, bu kadar berrak aktarabilen bir yazar gerçekten takdir-e şayan. Ama bu iç sesin yanısıra, iç savaş ortamının, dönemin politikalarının, aralarda kaynayan insanlarının hiç gölgede kalmadan, hiç yan konuma düşmeden, romanın ana örgüsünde bu kadar güçlü, renkli bir şekilde kalabilmesi, esas beni en çok etkileyen bu oldu.

Romanın konusu belli: iç savaşa katılan bir Amerikalı, cumhuriyetçi İspanyollarla birlikte, kraliyetçi askerlerin bulunduğu karakolun yanındaki bir köprüyü uçuracaktır ve bu, daha büyük bir saldırının bir parçasıdır. Tüm roman işte bu olayın etrafında gelişir.

İspanya ortamında bir Amerikalı'nın (ve muhtemelen savaşa katılan tüm yabancıların) hissettiği o yalnızlık ya da "ayrı"lık ama bir yandan da "aynı"lık çabası; dönemin getirdiği duyguların kalıcı olmayacağını bile bile kendi kendini ikna etme çabası; iç savaşın neden o şekilde sonuçlandığını net bir şekilde gösteren gelişmeler, cumhuriyetçi İspanyolların kendi içlerindeki değer yargıları, ulvi amaçların bireysel hırslar karşısında sabun köpüğüne dönüşmesi ama bu sırada nice hayatların yitmesi... Gerçekten sindire sindire okunması gereken bir roman "Çanlar Kimin İçin Çalıyor"... okurkenden ziyade, bittiğinde daha çok etkileyen, üzerinde düşündürten ve bir roman olmasına rağmen, İspanya İç Savaşı'nın neden ve niçinlerini cesurca, hiç eğmeden büğmeden, güzelleştirmeden, yumuşatmadan ve hissettirterek ortaya koyan bir eser....

Bu dönemle ilgili bilgi edinmek istediğimde, bana araştırma kitapları yerine, bir romanın önerilmesine çok şaşırmıştım... Şu anda biliyorum ki, ancak bu kitabı okuduktan sonra, araştırma kitaplarını anlayabilirim... Çünkü, o iç savaşta yaşanan rakamlar, politikalar değil, insan duyguları ve yaşamlarıydı... Onları da ancak bu kadar usta bir kalem olduğu gibi aktarabilirdi....

Bu kitabı satın almak isterseniz, burayı tıklayın




7 Nisan 2017

ELIZA CHENEY ABBOTT SCHNEIDER: BURSA MEKTUPLARI

Kitap adı: Bursa Mektupları
Orijinal adı: Letters from Broosa, Asia Minor
Yazar: Eliza Cheney Abbott Scheneider
Çevirmen: Neşe Akın
İlk yayınladığı sene: 1846

Yayınevi: Dergah Yayınları (2009)
Sayfa sayısı: 159
ISBN: 978-975-995-184-9








Günümüzde tüm dünyaya hakim olan hoşgörüsüzlüğün altında, olaylara bizim bakışımızla bakmayanları tanımak ve anlamak için hiçbir çaba göstermememizin yattığına inananlardanım. İşte bu nedenle de, bana en "kesin" gelen konularda bile, o kesinliği reddedenleri dinlemek, duymak için daha da çok çaba göstermeye başladım son yıllarda.

1833 senesinde, bu şehirde protestanlığı yaymak için misyoner olarak Bursa'ya gelen eşine eşlik eden ve 1842 senesine kadar da Bursa'da yaşayan Amerikalı Eliza Cheney Abbott Schneider'in ülkesindeki arkadaş ve dostlarına yazdığı mektuplardan oluşan bu kitabı da, işte aynen bu çabanın bir parçası olarak okudum.

Müslümanları değil, Ermeni ve Rumları "gerçek" (!!) dine yani Protestanlığa döndürmek amacını güden bu çiftin, Bursa'da geçirdikleri 9 sene boyunca edindikleri izlenimleri içeren bu mektuplar, hem dönemin resmi tarihin sınırlamalarından uzak anlatımı, hem de küreselleşmenin esamesinin okunmadığı yıllarda, farklılıkların nasıl görüldüğünü ortaya koymak itibariyle, bence eşsiz bir kaynak.

İtiraf ediyorum ki, mektuplara hakim olan üslup, milliyetçilikle uzaktan yakından alakası olmayanları bile çıldırtabilecek bir "üstten bakma, "hakir görme" tınısı içeriyor ve bu açıdan da biraz zorlayıcı. Ama aynı zamanda, kültürel farklılıkların yarattığı uçurumların nasıl oluştuğunu anlamak için de son derece yararlı. Ayrıca, dönemin günlük yaşamı, "Osmanlı"lığın tanımı, farklı dinlerdekilerin nasıl Osmanlı çatısı altında bir arada yaşadığını anlama imkanı, 19. yüzyıl Anadolusundaki yaşam, gelenekler gibi açılardan da fevkalade samimi ve gerçekçi bir büyüteç.

Öğretilmiş tarihten biraz uzaklaşmak isterseniz, farklı bakış açılarına kulak vermek isterseniz, bu ince, hızla okunan, sürükleyici kitabı çok tavsiye ediyorum....

Bu kitabı satın almak isterseniz, burayı tıklayınız

19 Şubat 2017

BÜNYAD DİNÇ: ÖTEKİ ANADOLU

Kitap adı: Öteki Anadolu Tarihin ve Coğrafyanın İzinde
Yazar: Bünyad Dinç
İlk yayınladığı sene: 2016

Yayınevi: Gölgeler Kitap (1. Baskı 2016)
Sayfa sayısı: 208
ISBN: 9786058323926









Az bilinen yerleri keşfetmenin peşinde koşan gezginler! Müjdemi isterim: beklediğiniz kitap yayınladı!!

Profesyonel fotoğrafçılık, dağcılık ve rehberlik deneyimlerini son yıllarda Anadolu’nun ulaşılması zor, keşfedilmemiş arkeolojik zenginliklerini tanıtmaya odaklayan Bünyad Dinç’in kaleme aldığı ve fotoğraflarıyla zenginleştirdiği bu kitap sizi bilinmeyen “öteki” Anadolu’nun kaşifi olmaya cesaretlendiriyor.

Öyle turist otobüsleriyle değil, hatta 4x4’lerle bile değil, ancak elinizde pusula, sırt çantanızda fener, ayağınızda sıkı yürüyüş ayakkabılarıyla ve tabii ki su tedariğinizle tabana kuvvet ulaşabileceğiniz yerleri anlatıyor bu kitap. Sadece anlatmakla kalmıyor, nasıl ulaşabileceğinizi de haritalarla açıklıyor, zira bu yerlerin çoğunu bölgedeki yerli halk bile bilmiyor.

Kitapta tanıtılan, Van’ın Gevaş ilçesindeki Karmrakvank Manastırı’nın keşif gezisinde ben de yer almıştım. Göründü Kilise ya da Kırmızı Kilise olarak da adlandırılan 15. yüzyıla tarihlendirilen  bu esere ulaşmak için geçtiğimiz yolları, tarif sorduğumuz köylülerin meraklı bakışlarını, gün batımına doğru sonunda ulaştığımızda hissettiğimiz coşkuyu, gururu hiç bir zaman unutamayacağım.

Mersin’in Gülnar ilçesindeki Pirindu Krallığı’nın başkenti Kirşu’dan, Karaman’ın Sarıveliler ilçesindeki Fariska Köristanı yani kaya mezarlarına; Gümüşhane’nin Atalar Köyü’ndeki 19. yüzyıldan kalan Muzena Kilisesi’nden, Erzincan’ın Tercan ilçesindeki 12. Yüzyıldan kalan anıtsal taşlar haçkarlara, Anadolu’nun bereketli toprakları üzerinde yüzyıllardır yükselen, ama unutulmaya yüz tutmuş bu hazineleri, “Öteki Anadolu”da tarihçeleriyle, efsaneleriyle birlikte okuyabilirsiniz. Okumakla yetinmeyeyim derseniz, kitaptaki yol tarifleriyle, kendiniz bizzat keşfedebilirsiniz.....

Muhtemelen bu eserlerden geriye, bakımsızlıktan, bilinmezlikten, ilgisizlikten çok değil birkaç on sene içinde  pek fazla bir iz kalmayacak... O yüzden, siz Anadolu sevdalılarına, siz az bilinen meraklısı gezginlere küçük bir tavsiyem var: belki Öteki Anadolu’nun izinden yollara düşemeyebilirsiniz ama kütüphanenizde bir nüshası olsun en azından bu kitabın.... 

Bu yazının Hürriyet Seyahat'te yayınlanmış versiyonuna buradan ulaşabilirsiniz