16 Şubat 2018

KAZUO ISHIGURO: GÖMÜLÜ DEV

Kitap adı: Gömülü Dev
Orijinal adı: The Buried Giant
Yazar: Kazuo Ishigura
Çevirmen: Roza Hakmen
İlk yayınladığı sene: 2015

Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları (2. Baskı 2015)
Sayfa sayısı: 276
ISBN: 978-975-08-3175-1








Son Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan Kazuo Ishigura'nın hiçbir kitabını okumamıştım, hadi itiraf edeyim: adını da ödülden önce hiç duymamıştım (benim ayıbım)... 

Cehaletimi daha da uzun sürdürmemek için, ilk kitabı olarak "Gömülü Dev"i seçtim. Tercihimi bu kitaptan yana yapmadan önce, sosyal medyada bu kitapla ilgili yorumlarımı okumamıştım, o yüzden kitaba başlamadan önce bir bakayım dediğimde, hayal kırıklığına uğradım çünkü Ishigura'nın en kötü kitabı diye tanımlayanlar ağırlıktaydı. 

Bu cesaret kırıcı yorumlara rağmen, "Gömülü Dev"e başladım ve başlayış o başlayış!! Elimden bırakamadım... Okuduğum en etkileyici romanlar arasında ilk 10'a alabilirim bu eseri, o kadar etkilendim. 

Kitap, İngiltere'de geçiyor ama zaman bildiğimiz zamanlardan değil... Kral Arthur döneminin hemen sonrasında, ama ejderhaların, devlerin hüküm sürdüğü bir dönem... Etrafa bir sis inmiş ve bu sis, insanların unutmasını sağlıyor ya da nereden baktığınıza bağlı olarak unutmasına sebep oluyor... Bir yaşlı karı koca, hayal meyal bir oğulları olduğunu hatırlıyorlar ve onun yaşadığı köye gitmek için mağaralardan oluşan kendi köylerini terkedip yola çıkıyorlar. Bu yolculuk, onların kusursuz görülen aşkının, sisle beraber dağılıp dağılmayacağının denemesine dönüşüyor. 

Her bir satırı simgesel anlatımlarla dolu bu kitap, bana mutlak aşkın romanı gibi geldi ve aynı zamanda da insanoğlunun kötücüllüğünün bir destanı.. 

Yazılması 10 yıl süren, 14. yüzyılda yazılmış "Sir Gawain and the Green Night" isimli eserden esinlenmiş bu roman Ishiguro'ya 2016'da World Fantasy Award kapsamında en iyi roman ödülünü de kazandırmış. 

Nobel ödüllü Ishiguro'yla henüz tanışmadıysanız, bu eserle ilk adımı atmanızı çok tavsiye ederim... Aşk, şövalyelik, savaş, barış, ejderhalar, devler ve insanlar... hepsi bu kitapta, hem de çok başarılı bir edebi üslupla....




1 Şubat 2018

TUBA KÖSEOĞLU OKÇU: AKLIMDA DELİ SORULAR

Kitap adı: Aklımda Deli Sorular
Yazar: Tuba Köseoğlu Okçu
İlk yayınladığı sene: 2017

Yayınevi: Hürriyet Kitap (2. Baskı 2018)
Sayfa sayısı: 235
ISBN: 978-975-314-090-4









Bu kez benim için apayrı yeri olan bir kitabı paylaşıyorum: kendi yazdığım "Aklımda Deli Sorular"ı... Aslında "yazmak" biraz iddialı geliyor bana, "derlemek" daha uygun belki ama tam olarak sadece derlemek de değil bu kitapta yaptığım...

Kitaba dönüşmesi sadece hayal olan amatör bir adımın sonucu esasen "Aklımda Deli Sorular". 2015 senesinde, sosyal medyada sürekli çok da kalıcılık içermeyen paylaşımları yapmaktan ve okumaktan sıkılıp, bir sabah kendi kendime "ben bugün günün yeni bilgisi diye bir uygulama başlatıyorum" dememle ilk adımı atılmış bir girişim. Facebook'taki kişisel sayfamda, sadece kendi arkadaşlarımla her gün bambaşka bir bilgiyi paylaşıp, bunu 2.5 sene devam ettirip, "neden bunları bir kitapta toplamıyorsun" sorularından ilham ve cesaret alarak kitaplaştırdığım bir hobi de diyebiliriz.

Kitap, öyle eline alınıp bitene kadar okunacak kitaplardan değil. Her gün bir sayfasını açıp "aaa, bak bunun nedeni de şuymuş" demenize imkan tanıyacak bir kaynak daha ziyade. Etimolojiden bilime, sanattan tarihe, coğrafyadan mitolojiye çok çeşitli alanlarda birçok sorunun cevabı var bu kitapta. Dünyanın halen hizmet veren en eski otelinden, Osmanlı'daki "unutma bizi dolması" gibi unutulmuş geleneklere, Formula 1 yarışlarında şampanya patlatma geleneğinin kaynağından, Antik Roma'daki diş temizliğine, Gogol'ün ölüm şeklinden çirkinlerin sokağa çıkmasını yasaklamak gibi dünyadaki garip kanunlara, birbirinden çok farklı, hatta biraz zihni sinir soruların cevapları var bu kitapta... İkincisi de yolda...

Merak ile beslenenler, çılgın soruları olanlar için keyifli bir kitap... Kendim yazdım diye demiyorum, tavsiye ederim içtenlikle...

Bu kitabı satın almak isterseniz burayı tıklayınız

6 Ocak 2018

ŞEBNEM İŞİGÜZEL: VENÜS

Kitap adı: Venüs
Yazar: Şebnem İşigüzel
İlk yayınladığı sene: 2013

Yayınevi: İletişim Yayınları (1. Baskı 2013)
Sayfa sayısı: 240
ISBN: 978-975-05-1274-2










2015'te alıp okunacaklar bölümüne koymuşum bu kitabı. Okumak 2018'in ilk günlerine nasipmiş. Bir çırpıda elimden düşüremeden bitirdiğim bu kitabı keşke bu kadar bekletmeseymişim diyorum şimdi...

Venüs, gerçekle hayalin, bugünle geçmişin, kahkahayla gözyaşının, acıyla neşenin, yaşama arzusu ile ölüme susamışlığın birbirine geçtiği bir roman. Okurun kafasını karıştıran, tezatların arasında okura baş döndürücü bir yolculuk yaptıran çok etkileyici bir roman hem de. Latin Edebiyatı'nın büyülü kalemi Isabel Allende'yi sevenlerdenseniz, adeta onun eserlerinin birinin içinde ama coğrafyamızın ve tarihimizin derin izlerinde ilerler gibi hissediyorsunuz kendinizi desem, herhalde kitabı en doğru şekilde tanımlamış olurum.

Kitabı bu kadar büyülü kılan, sisler perdesi ardındaki ipuçlarını el yordamıyla izlemeye çalışmak. Ama bir an geliyor, ipin ucunu bırakıyor, dalga dalga etrafınızı kaplayan hikayenin baş döndürücü ritmine teslim oluveriyorsunuz. Ve o zaman, yani, gerçeğin peşinden gitmeyi bıraktığınız anda da, "belki şimdi hepimiz uyuyoruz ve rüya görüyoruz" diyorsunuz romanın kahramanıyla birlikte...

Günlük yaşamımızı çevreleyen kötü ve katı gerçeklikten bıkmış olanları, bu romanı okumaya davet ediyorum... Tamam, burada da acı, gözyaşlarını zorlayacak kadar acı var var olmasına ama, o acıyı çepeçevre sarmalayan sıcaklığın içinde daha mutlu edici, daha tatmin edici buradaki....

Bu kitabı satın almak isterseniz bu linki tıklayınız

20 Ekim 2017

MURAT YETKİN: MERAKLISI İÇİN ENTRİKALAR KİTABI

Kitap adı: Meraklısı İçin Entrikalar Kitabı
Yazar: Murat Yetkin
İlk yayınladığı sene: 2017

Yayınevi: Doğan Kitap (1. Baskı 2017)
Sayfa sayısı: 302
ISBN: 978-605-09-4646-8










Son 5.5 yıldır birlikte çalışma şansına sahip olduğum gazeteci Murat Yetkin'in bu kitabını yayınlandığı ilk gün elime aldım. İtiraf etmeliyim ki entrikalar ve komplo teorileri pek ilgi alanıma girmediği için, daha ziyade kendisini tanıdığımdan ve "kitabı nasıl buldun" diye sorduğunda "henüz okumadım" demek çok ayıp olacağını düşündüğümden, aynı gün kitaba başladım. Ayıp olur hissi olmasa, okunacak kitaplar kategorisinde uzun süre beklerdi. Ama iyi ki de elime almışım, çünkü elimden bırakamadan, bir solukta okudum bu yeni kitabı ve herkese de okumasını çok tavsiye ediyorum.

Bu kitap aslında, yazarın da ifade ettiği gibi, belgesel niteliğindeki öykülerden oluşuyor ya da öykü niteliği taşıyan bir belgesel diye diyebiliriz. 20 yüzyılın başlarından günümüze, ülkemizin ve içinde bulunduğumuz coğrafyanın dünyanın dört bir yanına dokunan entrika dolu casusluk hikayelerini ve bu hikayelerin, Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte, amacından sapmadan şekil değiştirişini belgelerle ortaya koyan bir eser.

Geçmişi okurken "nasıl da farketmemişler" diye eleştirirken kamuoyunu, kendi şahit olduğunuz dönemlerdeki olaylara gelince ve o olayları tüm farklı bağlantılarıyla sarih bir tablo olarak önünüzde görünce, açıkçası insan şiddetli bir şoka uğruyor ve geçmiştekileri eleştirdiğine pişman oluyor. Bu kitap, birbirinden çok farklı görünen ama aslında çok güçlü ve esasen çok da görünmez, farkedilmez nitelikte olmayan bağlarla birbirine bağlı olan olayları çok net ortaya koyuyor. Ne neden olmuş, ülkemizde neler neden yaşanmış ve biz neleri unutmuşuz, neleri görmezden gelmeyi tercih etmişiz, bütün bu soruların yanıtları, bu kitabın sayfalarında ilerledikçe bir tokat gibi yüzünüze çarpıyor.

Türkiye'yi, dünümüzde yaşanmışları, günümüzde yaşananları anlamaya biraz daha yaklaşmak adına, bu kitabı, yazarın da altını çizerek vurguladığı gibi, bu konuların meraklısı olan herkese çok tavsiye ediyorum. Bu kitabı okursak, belki geleceğin daha farklı olmasını sağlayacak farklı bir bakış açısı geliştirmenin ilk adımı da atmış oluruz, kimbilir...

13 Eylül 2017

KEMAL TAHİR: YORGUN SAVAŞÇI

Kitap adı: Yorgun Savaşçı
Yazar: Kemal Tahir
İlk yayınladığı sene: 1965

Yayınevi: İthaki Yayınları (7. Baskı 2013)
Sayfa sayısı: 538
ISBN: 978-975-273-160-8









"Vatanlarında vatansız kalanların, yeniden bir vatan kazanmak için ayaklanması"nı anlatan muhteşem bir roman Yorgun Savaşçı. Benim için Türk edebiyatının bir numaralı ismi olan Kemal Tahir'in bu romanı Osmanlı'nın Mondoros Mütarekesi'ni imzalamasından 1920'ye kadar olan dönemi anlatıyor.

Tabii ki bu bir roman, ama Kemal Tahir'in tüm eserlerinde olduğu gibi, tarihin tüm gerçekleri üzerine inşa edilmiş fiktif karakterlerle gerçek karakterleri gerçek olayların örgüsünde fiktif diyaloglar üzerinden buluşturan, yani gerçeklere dayanan bir roman.

Yorgun Savaşçı'yı okudukça, insan, bugünün hainleri karşısında daha az şaşırıyor... Yorgun Savaşçı'yı okudukça, insan, Mustafa Kemal Atatürk'e daha da hayran oluyor...  Yorgun Savaşçı'yı okudukça, insan, "vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin" ne demekmiş çok daha iyi anlıyor... Yorgun Savaşçı'yı okudukça, insan, bugün, mütareke yıllarının gerçeklerini kulaktan dolma yalanlarla çarpıtanları, Milli Mücadele'yi sulandırmaya kalkanları daha da tiksintiyle karşılıyor....

Umudunuz azaldıysa, Yorgun Savaşçı'yı okuyun... Çocuklarınıza Türkiye Cumhuriyeti'nin ne anlama geldiğini mi öğretmek istiyorsunuz, Yorgun Savaşçı'yı okutun.... Nur içinde yat Kemal Tahir, bize, unutmaya ne zaman yüz tutsak, ruhumuzda milli mücadeleyi yeniden yaşatacak bu eseri bıraktığın için.... 

15 Ağustos 2017

MURIEL SPARK: BAYAN JEAN BRODIE'NİN BAHARI

Kitap adı: Bayan Jean Brodie'nin Baharı
Orijinal adı: The Prime of Miss Jean Brodie
Yazar: Muriel Spark
Çevirmen: Püren Özgören
İlk yayınladığı sene: 1961

Yayınevi: Siren Yayınları (2. Baskı 2016)
Sayfa sayısı: 149
ISBN: 978-605-5903-41-1








İngiliz edebiyatının 1945'ten sonraki döneminin en iyi 50 yazarı arasında gösterilen İskoç Muriel Spark'ın adını hiç duymamış olmam yine benim ayıbım. Ama geç tanışmış olmak hiç tanışmamış olmaktan iyidir malum.

Bu geç tanışmayı borçlu olduğum kitap "Bayan Jean Brodie'nin Baharı", kitabın sunuşunda da yazıldığı gibi tuhaf ve bol katmanlı bir eser. Okurken bende, bir yandan çocukluğumun yaz günlerinin ayrılmaz parçası "Afacan Beşler" ve "Gizli Yediler" serilerinin suç ortaklığını diğer yandan Jane Austen'ın romantik heyecanlarını uyandıran bu kitap, aslında feminist bir başkaldırı, ya da feminist bir başkaldırının ilk adımları da diyebiliriz.

Birinci Dünya Savaşı çoktan sona ermiş, İkinci Dünya Savaşı'nı çıkartacak koşullar yavaş yavaş oluşmaktadır. Avrupa'da faşizmin ayak sesleri güçlü bir şekilde duyulmaktadır. İskoçya'nın Edinburgh kentinde ise, bu 1930'lu yıllarda, bir kız okulunda, öğretmenleri Bayan Brodie'nin kaçırılmış bir hayata anlam kazandırma çabalarının gölgesinde yetişen 6 genç kız vardır. İşte bu kitap, bu 6 genç kızın ve Bayan Brodie'nin yaşamında, zaman içinde bir ileri bir geri giderek okura o yılları anlatıyor; kadınlığı, faşizmi, disiplini, eğitimi, toplumsal baskıları, kıskançlıkları yeniden gözde geçirtiyor.

1969 senesinde sinemaya uyarlanan ve başrolü oynayan Maggie Smith'e en iyi kadın oyuncu Oscar'ını getiren bu romanı, yaz günlerinin hem keyifli hem de hüzünlü bir okuması olarak çok tavsiye ediyorum.

Bu kitabı satın almak için burayı tıklayınız

19 Temmuz 2017

STEFAN ZWEIG: GÖMÜLÜ ŞAMDAN

Kitap adı: Gömülü Şamdan
Orijinal adı: Der Begrabene Leuchter
Yazar: Stefan Zweig
Çevirmen: Regaip Minareci
İlk yayınladığı sene: 1937

Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları (5. Baslı 2017)
Sayfa sayısı: 110
ISBN: 9786053326168







Stefan Zweig'ın bu az bilinen eserine başladığımda, önceki Zweig deneyimlerime dayanarak, bir çırpıda, soluk soluğa okuyacağımı ve güzel bir edebiyat keyfi yaşarken, yepyeni şeyler öğreneceğimi biliyordum ve aynen de öyle oldu.

Yine tarihin söylence ile birbirine karışmış yaşantılarından yola çıkan bir eser "Gömülü Şamdan" ama çok büyük bir farkı var: yazarın Musevi kimliği çok öne çıkıyor burada. Aslında eserin yazıldığı tarihi, o dönem dünyayı kasıp kavuran ırkçılığı, Zweig'ı intihara sürükleyen boğucu ortamı düşündüğümüzde, aslında bu kitap, bir yandan da bir isyan çığlığı, bir manifesto ama tabii ki edebiyat ve tarihle yoğrulmuş bir manifesto.

Museviliğin kutsal şamdanı Menora'nın öyküsü var bu kitapta ama o öykünün etrafında esas ön plana çıkan, Musevilerin yüzyıllardır yaşadıklarının pek de dile gelmeyen bir yönü olan hisler... Ben kitabı okudukça, aslında bazı olaylara bakışım değişti... İsrail'in neden o toprakları işgal ettiğini tabii bilirdim de, neden halen bu konuda bu kadar sert, bu kadar katı, bu kadar tavize yanaşmaz olduğunu anladım örneğin... Neden Musevilerin bu kadar kapalı bir topluluk olduğunu, neden bulundukları ülkelerde çok önemli bir rol oynarken bu kadar geri planda kalma çabasında olduklarını anladım...

Stefan Zweig bu eserinde bir bilinmezle, ama umut dolu bir bilinmezle örülmüş bir son sunuyor okura. O umudu keşke içinde de muhafaza edebilseymiş, keşke insanlıktan ümidini kaybedip, yaşamına son vermeseymiş de, biz bugün çok daha fazla Zweig eseri okuyabilseymişiz... O zaman, gerçekten abartmıyorum, dünya daha güzel, daha farklı olabilirdi...

Bu kitabı (bunun lisan-ı münasibi yok maalesef), özellikle Musevilerden haz etmeyen kişilere tavsiye etmek istiyorum (evet, böyle insanlar var, bunu böyle açık açık okumak hoş olmayabilir ama var, biliyoruz). Çünkü, Musevi olmayana, Musevi olmanın nasıl bir his olduğunu ancak Zweig gibi usta bir kalem yaşatabilir insana ve belki o hissi deneyimlerlerse, bakış açıları değişir biraz ve Zweig'ın bu esere biçtiği umutlu son, o umudun gerçek yaşama yansımasıyla belki de başka bir anlamda gerçek olur....

Bu kitabı satın almak isterseniz burayı tıklayın